Make your own free website on Tripod.com
                                 

  AMERIKA NASIL BATTI?

 

  Batmisti iste!.. Koca Amerika birkaç yilda tarihe karismisti. Bu önemli tarihsel olay üzerine çok seyler yazildi, ama hiç kimse Amerika'nin gerçekte neden battigini tam olarak anlayamadi. Konuya isik tutmasi açisindan çagdas ve laik düsün adamlarimizdan ve benim yakin dostum Ord. Prof. Dr.Çagdas Balta'nin yazmis oldugu bir makaleyi siz okuyucularimla paylasmak istedim. Sayin Balta, Amerika'nin batis sürecini bilimsel bir pespektiften söyle anlatiyor : Önceleri hiçbir sorun yok gibiydi. Daha dogrusu öyle görünüyordu. Çünkü Amerika'yi içten içe kemiren dinsel gericilik tehlikesinin farkinda olanlar azdi. Oysa Presbiteryenlerden Babtistlere, Episkopallerden Evanjeliklere kadar sayisiz irticaci tarikat ve cemaat çevreleri, demokrasinin onlara tanidigi olanaklari istismar ederekaçiktan açiga dinsel ayinler düzenliyorlar, gencecik dimalari kilise okullarinda zehirliyorlar ve Christmas gibi önemli günleri bahane ederek dinsel propaganda yapiyorlardi. Kendilerini elestirenlere de "sana nekardesim, kimseyi zorla manastira kapatan mi var?" diyorlardi. Dahasi, seküler kesimler de "canim bize ne, Amerika özgür bir ülke" türünden bir gaflet ve dalalet içindeydiler. Kisacasi kimsenin halinden sikayet ettigi yoktu. Herkes isinde gücündeydi. Ta ki aklin ve bilimin aydinlik yolunu kavramis Pentagon'un müdahalesine kadar. Artik buraya kadardi. Kimse bu ülkeyi sokakta bulmamisti. Amerika piskoposlar, patrikler ve kesisler ülkesi olamazdi. Herseyin bir seyi vardi. Pentagon bu müdahelesinde neyse ki yalniz kalmadi. Yurtsever isadamlari, medya, üniversiteler ve aydinlarla yüksek bürokratlar ve üyelerinin tamami bunlardan olusan demokratik kitle örgütleri bir isaretle bu sürece katildilar. Özellikle federal yüksek mahkeme Supreme Court'un baskani, laikligin önemini kanitlayan birbirinden degerli içtihatlarla hukuk felsefesinin alisilmis sinirlarini zorluyordu. Sözgelimi "öyle ben dindarim diye kafana göre istedigini giyemezsin. Para ile imanin kimde oldugune malum? Demokrasinin seyini çikarmayin. Laik olmayan insan biledegildir" biçimindeki gerekçeli karari, akademik çevrelerde yüzyilimizin hukuk felsefesine yapilan en derin entelektüel katkisi olarak alkislandi. Baskanin engin dehasi övüldü. Cumhuriyetçi Parti baskaninin "Hiristiyanligi veGeorge Washington'u tartismayalim" demesi ise tartismaya son noktayi koydu. Ardindan Kilise okullari kapatildi ve okullarina devletçe el kondu. Kilise çevrelerinin dince kutsal sayilan duygulari istismar etmesi de engellenmeliydi. Sükran Günü'nde kesilen hindilerin tüylerini toplama yetkisi NASA'ya verildi. Çünkü masum yurttaslarin hindileri kafalarina göre istedikleri yere bagislamalari kabul edilemezdi. Yasal olarak kapali olmasi gereken, ancak zaman içinde iktidarlarin oy kaygisiyla göz yumduklari manastirlar yeniden kapatildi (bazen su demokrasi de fazla geliyordu. Aslinda seçimler olmasaydi demokrasiyi idare etmek ne kolayolacakti). Amerikan Güvenlik Kurulu, Ortaçag lonca düzenini geri getirme özlemcilerinin, silahli zenci örgütlerinden daha tehlikeli bir içdüsman oldugunu açikladi. Kurala göre zenci sorunu da ülkenin güney bölgesinin geri kalmisligindan ve Küba gibi dis güçlerin kiskirtmasindan dogmustu. Bazi Püriten din gruplarinin, "yahu Amerika'nin neresi geri kalmis, asil sorun irkçilik, irk ayrimi günahtir, Kiliseler barisi saglasin" demelerine aldanmamak gerekirdi. Zaten bu gibi sözler zencilerle dincilerin ser ittifakinin belgesi degil miydi?. Etnik baris kaygisiyla laiklikten ödün verilemezdi. Amerika'yi 1900 yil öncesine götürmek isteyenler, demokrasi maskesine bürünüp, "temel haklarimizi engllemeye hakkiniz yok" gibisinden sinsi bahaneler ileri sürdülerse de çagdas degerleri savunan çevreler aymazlik gösterip kanmadilar. Demokrasi de Amerika'ya özgü olarakyeniden tanimlanmaliydi.  Demokrasi kaygisiyla laiklikten ödün verilemezdi. Bir parti baskani, "bunlar ülkeyi Vatikan'a çevirecekler" dedi ve ekledi: "Hiristiyanlik kimsenin tekelinde degildir". Pentagon'dan adiaçiklanmayan bir üzt düzey askeri yetkili, "gerekirse Robespierre gibi yapariz, ayaklarini denk alsinlar" dedi (Her gün bir demeci gazetelerde yayinlanan bu askeri yetkili sonradan yanlis meslek seçtigine karar vererek sik sik demeç verdigi gazetelerin birinde köse yazari oldu). Ardindan rahibelerin dinsel giysilerle kamu kurumlarinda çalismalari ve üniversiteye girmeleri yasaklandi. ABD Baskani, "hepimiz Hiristiyaniz, ama bunlarin niyeti baska!" diyerek aslinda sorunun halka gerçek Hiristiyanligi anlatamamaktan kaynaklandigini belirtti. Modern Lifestyle'i Destekleme Dernegibaskanida "ayol benim dedem rahipti" seklinde konuya açiklik getirdi. Üst düzey bürokrat ve isadamlarinin eslerinden olusan diger çagdas kadin dernekleride bos zamanlarinda Washington'da bulusup gösteri yürüyüsleri yaparak okularda haç takilmasinin yasaklanmasini istediler. Kolejli Kadinlar Dernegi baskaninin, "benim ninem de haç takardi, ama bunlar bir simge olarak kullaniyorlar" seklindeki açiklamasina yobazlar: "sizin yasaklamaniz yüzünden simge olarak görülüyor, binlerce gencin ögrenim hayatini karartiyorsunuz" diyerek sözde mazlum pozlari takindilar. Ama asilüzücü olan, çagdas oldugundan kimsenin kuskusunun olmadigi bazi entellektüellerin de "kullansalar n'olur ki? Çogulcu toplumlarda bireyler diledikleri siyasi sembolleri kullanamazlar mi?" diye yazmalariydi. Sorunun özünü anlamadiklari belliydi. Özgürlük adina laiklikten ödün verilemezdi. Ama artik ulus uyanmisti. Aydinlik Amerika'yi temsil eden ve alim gücü yerinde olan çagdas bayanlar birbirlerine "kizlar, artik poker oynamaktan baska da yapacakisler var. ne zaman gösteri yapsak televizyonlar uzun uzun veriyorlar. Ay geçen seni NBC'de gördüm, o sari döpiyesinle ne kadar siktin. Nerden aldin?"veya "Seri, geçenlerde gericilere poster gösterirken bi harikaydin. Makyajinda hostu, kiz sen niye daha önce pastel renkleri tercih etmiyordun?" gibi dostluk dolu sözlerle birbirlerini tesvik ediyorlardi. Bazen de"Canimcigim, Mildred'larin dernek yarin gidip Lincoln anitina çelenk koyup gericiligi protesto edecekmis, kiz bizim neyimiz eksik, haydi biz bugünden gidelim" gibi göz yasartici olumlu bir yaris içine giriyorlardi. Devlet desinirsiz maddi olanaklarla bu çagdas kadin derneklerini destekliyordu. Ülkedene olursa olsun resmi televizyonlarda ve özel çagdas kanallarda hepbirinci haber oluyorlardi. Is adamlarina ait olan medya da en az devlet medyasi kadar bilinçliydi: Objektif habercilik adina laiklikten ödün verilemezdi. Wall Street'e göre bu tür çagdas gösterilere katilanlar onbinleri bulurken, "conservative" egilimli gerici bir gazete olan Times'a göre katilim çok düsüktü. Aslinda Farrakhan'in gösterilerindeki gibi gerici-zenci-ayak takimindan olusan bir milyon kisiyi Washington'a toplamak mümkün olmuyordu, ama basin bu seçkin grubun sayisini klasik matematige bagli kalarak hesaplamak zorunda degildi. Yani sayilar arasindaki bu farklilik, ilerici basinin nicelige degil nitelige ba7kmasindan kaynakliyordu. Medya etigi adina laiklikten ödün verilemezdi. Yehova Sahitleri'nin sahitlik yapmalarinin yasaklanmasi ise gerici çevrelerin karanlik yüzlerini sergilemeleriiçin bahane oldu. New York'ta Kilise çikisi yaptiklari yürüyüs polis tarafindan dagitildi ve birçogu tutuklandi. Temsilciler Meclisi'nden bir üye"gösteri yapmak Protestanlikta yoktur, bu Katolik adetidir" diyerek olayin ardindaki Meksika parmagina isaret etti. Ama bu arada polisin göstericilere karsi yumusak davrandigi basinin gözünden kaçmadi. Gerçi New York polis sefi "kardesim hiçbir siddet hareketi yapmadilar ki, durduk yere niye saldiralim, gösteriyi dagitip epeysini içeri aldik yetmez mi?" dediyse de olayin asli sonradan anlasildi. Basin bu tavizkar tutumla sefin gümüs haçli yüzük takmasi arasindaki iliskiyi ortaya çikardi. Ardindan Mormonlar'inlideri CIA tarafindan bir kadinla birlikteyken basildi ve tüm televizyon kanalari arciligiyla halka ifsa edildi. Ama dogaldi: Bireysel alanin mahremiyetiya da insan haklari kaygisiyla laiklikten ödün verilemezdi. Ancak Ortaçag özlemcileri de bos durmuyorlardi. Dini okullarin kapatilmasi fundamentalistlerin gizli Incil kurslari açmalari için bir firsatoldu. Devletin Amerikan halkini daha fazla egitmesi gerektigi açikti. Zorunlu devlet egitiminin süresi arttirildi ve tüm bu süreçte laikligin yilmaz savunucusu basini, geçim sikintisi içindeki generalleri ve zorunlu egitim giderlerini finanse edebilmek için yeni zamlar yapildi. Halkin bu kadar agir bir ekonomik baskiya katlanacak hali kalmadigini söyleyenlere cevap hazirdi; "laiklik için hep birlikte fedakarlikta bulunmamiz gerek!".Aydinlanmanin önemini kavrayamamis ayak takimi: "yahu siz ne fedakarlik yapiyorsunuz, para hep bizden çikiyor, hem laiklik için niye fedakarlikta bulunacakmisiz?"gibi duygusuzca laflar ettilerse de bagli olduklari sendikalar onlari paylamakta gecikmediler. Isçi ve isveren sendikalari ilk kez bir konuda, laiklikte uzlasiyordu. Amerika'nin birlik ve beraberlige en çok ihtiyaci oldugu bir dönemde en devrimci ve solcu sendikalar bile is verenlerle omuz omuza vermisken, patronlar ve sendika baskanlari kol kola birlik ve beraberligi kutlarken bu isçilere de ne oluyordu? Ekmek bulamiyorlarsa laiklik yesinlerdi. Isçinin hakki adina laiklikten ödün verilemezdi. Amerikan solunun ezici çogunlugunun da hakkkini yememek gerekiyordu, Mc Carthy döneminde kendilerine de ayni baskilarin yapildigini unutma hosgörüsünü göstermisler ve gericilerin feryatlarla dolu duygu sömürülerine ödün vermemislerdi. Hatta bazilari "kosun, tutun, bi tane de burada var bunuda cezalandirin" gibi yurttaslik bilincine uygun çikislarla gençlere öncülük ediyorlardi. Madem ki Amerikan halkinin devrim mevrim yapacagi yoktu, hiç degilse darbe ile yetinmek gerekiyordu. Ilkeli olmak ya da ideolojik tutarlilik adina laiklikten ödün verilemezdi. Sinsi sinsi ilerleyen dinsel gericilik tehlikesine aldirmadan rahat yasamaya alismis Amerikan halkibütün bu olup bitenleri anlamakta zorlaniyordu. Hatta "ulan bu laiklik neymis? Bilen varsa söylesin!" gibi cahilce sorular soruyorlar ve herkes de baska bir yanit veriyordu. Demek ki laiklik tartisilir hale gelmisti.Yapilmasi gereken açikti. Pentagon ülkede laikligi tartisilir hale getiren hükümeti, Capitol'e baski yaparak dagitti. Iktidardan düsen Demokratlar, "bizihalk seçti" gerekçesine siginmaya çalistilarsa da hesap ortadaydi. ABD seçmeninin yarisi her zamanki gibi oy vermeye gitmemisti. Kalan oylarin yarisindan fazlasi ise yüzde otuz etmiyordu. Ordu halkin bu hislerine tercüman olmustu. Amerikan Anayasasina göre egemenlik kayitsiz sartsiz millete aittiama millet bu egemenligi genellikle ordu eliyle kullanirdi. Kesin çözüm dincilerin destekledigi partiyi kapatmakti. Yüksek mahkeme hukukun etkisi altinda kalmadan gönül rahatligi içinde partiyi kapatti: Hukuk devleti adina laiklikten ödün verilemezdi. Laiklik simdilik kurtulmustu. Artik ulus öylesine bilinçlenmisti ki hiçbir olay bir numarali iç tehdidin gericilik oldugu gerçegini gölgeleyemiyordu. Sözgelimi çetelerle devletin içlidisli olusu, ekonomik çöküntü veya baska herhangi birsey bunudegistiremezdi. Laiklik kuskusuz daha önemliydi. Ortada bir baskan vardi ama yetkisibir yüzbasininki kadardi. Bir gün Pentagon'a posta koymaya kalkisti, ertesi gün televizyonlardan özür dilettirdiler. Bir baska gün çetelerden birilerini küstürdü, kumarhanede dövüp burnunu yaraladilar. Ama gericilik yinede birinci tehditti. Çetelerle savasim kaygisiyla laiklikten ödün verilemezdi. Ayni günlerde güvenlik güçleri birçok denetimsiz Incil kurslarini basti. Insan haklarini bahane eden gericilerle onlara çanak tutan aymaz entelektüeller, "Incil kurslarini tabi ki devlete degil halka ait olmali" gibi bilim disi gerekçeler ileri sürdülerse de aydin Amerikalilarin yaniti netti: "Incil'e karsi olan yok, bizim evde her gün Incil okunurdu,kimse kutsal kitabi alet etmeye kalkmasin". Olayin akademik düzeyde elealindigi platformlardan talk show'larda da, "Kudüs'e gidip haci olmakla bu isolmaz", "samimi dindarlara kimsenin birsey dedigi yok. Kiliseler hergün açik degil mi? Kim kiliseye gidip mum yakti da karisan oldu?" gibi bilimsel saptamalar yapildi. Aslinda sorun biraz da Hiristiyanligin kendisinden kaynaklaniyordu. Vahsi Bati Cuntasi Üyesi bir çavus, "Hiristiyanligin ilimlisi ilimsizi olmaz, hepsine karsi önlem almaliyiz" dedi. Kendisine, "sen kim oluyorsun?" diye sormak isteyenler olduysa da silahinin ucunu gösterip susturdu.Tabi koca dini bir günde silmek olmuyordu. Belki millilestirmek çözüm olabilirdi. Emekli kafeleri ve yaslilar evleri taranarak milli Hiristiyanlik tezine katki yapacak kisiler arandi. Nihayet "Amerika'nin ilk baskaninin en büyük arzusu milli bir dindi" diyen yüz yasinda bir ihtiyar tarihçi bulundu.Bazi ukalalar "bana ne? Benim arzum böyle diil" deme terbiyesizligini gösterdiler. Bu millete de yaranmak zordu. Neyse ki bunu devlet de anlamisti da artik halka yaranmaya çalismiyordu. Zaten gericilik demokrasi diyediye halkin kendisini bir sey sanmasina yillarca göz yumanlarin suçu degilmiydi? Laiklige ve ulusal ekonomik degerlere bagliligi tartisilmaz olan medyaya göre ise öyle büyütecek bir sorun yoktu. Ama enflasyon ve issizligin homurtulari ile aç midelerin gurultulari artik gizlenecek gibi degildi. Neyse ki su kötü komsu Meksika vardi. Derhal sinira asker yigildi ve içten gelen homurtular savas naralariyla bastirildi. Parlamento sadeceiziyordu, ama izlemese de bir sey yapacak cesareti yoktu. Zaten bu parlamenterlerde ne yazik ki halk tarafindan seçildikleri için çogu kez çagcildegerleri içsellestirememis oluyorlardi. Yani susmalari daha iyiydi. Meksika sorunu bütçeyi sarsmis ve Amerika tüm dünyada yalniz kalmisti. Amerika'ya Amerika'dan baska dost yoktu. Aslinda bir Amerikali dünyaya bedeldi, ama dünya da çok degismisti. Içte ve dista hersey allak bullak olmustu.Ama olsundu. Laiklik kurtulmustu. Amerika agir bir ekonomik krize girmis,zenci sorunu daha da agirlasmis, borsa çökmüs, Hiristiyan köktenciligi yeni bir boyut kazanmis ve Amerika bütün komsulariyla arayi bozmustu, ama laiklik için degerdi. Zaten bütün bu olaylarin ardindan birkaç yil içinde Amerika'da Kuzey-Güney Savasinin yeniden baslamasi, bütün bu önlemlerin ne kadar hakli ve yerinde oldugunu gösterdi. Gerçi savasanlar "ulan biz rahat rahat oturuyorduk. Bu isleri basimiza hep siz açtiniz!" dedilerse de Wall Street onlari inandirici bulmadi. Ama tabii bütün bunlar Amerika'nin öncebese bölünüp sonra da Kanada tarafindan isgal edilmesinden hemen önceydi. Amerika'nin çagdasliktan sapmamasi için özveriyle çalisan askerler ve üniversitede görevli devlet memurlari bu çöküse bir türlü anlam veremediler. Son ana kadar ülkenin siyasi -kendilerinin ise iktisadi- gelecegi kaygisiyla laiklikten ödün vermemis ve verdirmemislerdi. Teorik olarak ülkenin bu hale düsmemesi gerekiyordu. Ama olsundu. Amerika laikti ve laik kalmisti. Çok yillar sonra tarihçiler ukalaca gülerek -sanki alay edecek ne vardi?- Amerika için tarihe söyle not düstüler: "Batarken laikti!."

                                     Home | Aboutme | Balik | mail | resim | kitap