Make your own free website on Tripod.com

BALIKÇILIK HAYATI

Türkiye'de Gırgır Balıkçılığı
Dedemin balıkçılık hikayeleri

Enistemin yani Haci Huseyin ogullari adli motorun reisi Orhan Meneksenin tuttugu takriben 600 kiloluk bir orkinos(80'li yillarda). 

Artik bu buyuklukte orkinos (ton baligi) tutmak cok zor, pek yok cunku. Bundan 20 yil oncelerinde Marmara denizinde cok Orkinos baligi cikarmis, hatta dalyanlara bile girdigi olurmus ama artik hic cikmiyor. Buyuk baligin gezdigi yerde ona yem olma durumunda olan daha ufak baliklar heralde birlikten kuvvet dogar hesabinin icgudusel olarak bildiklerinden toplu halde gezerler. Bu durum tabii balikcilarinda isine gelirmis cunku onlarin da isini kolaylastiran bir durum..

 


Her sene okullar acilmadan evvel bir veya iki haftaligina baliga giderim. Bu sene (1999 eylul) enistemlerle ciktim ve bes gun boyunca Igneada'da (Bulgaristan sinirina cok yakin) avlandik. Donmeme bir gun kala 360 cift palamut tuttuk ve guverteye aldiktan sonra baligi, tayfalarla birlikte bir ani fotografi cektik.......Sol tarafimda motorun kocareisi (tayfalarin yoneticisi), sag tarafimda ise hayatimda gordugum en ilginc insanlardan, her gun baliga cikmadan evvel ne kadar tutacagimiza dair kehanette bulunup, buna kendiside inanan hatta onceden soylediklerinin sonradan ciktigina dair bircok rivayet olan birisi. yalniz su dogru ki ben de tutturduguna sahit oldum, mesela asagidaki resimdeki baliklari tutacagimizi tahmin etti, net olarak miktar belirtmediyse de palamut tutacagimiz sezdi. o gun kimse bir cift palamut bile tutamazken biz 360 cift tuttuk...

Balikciliga adanmis bir omrun ilginc hikayelerini dinlemek icin:

Dedemin balikcilik hayati I (Mp3 dosyasidir. Dinlemek icin Windows Media Player'dan "file-open URL" ve acilan penceye http://hbayraktar.tripod.com/balikcilik1.mp3 yaziniz)

Dedemin doğduğu Boğazın Karadeniz tarafında olan Garipçe köyü

 

 

 

TURKIYE'DE GIRGIR BALIKCILIGI, 18 Temmuz Carsamba 2001..
 


Turkiye'de balikcilik ozelliklede bu yazida bahsedecegim girgir balikciligi su ana kadar hayatimda gozlemledigim isler arasinda en zor olani. Balikci reislerinin yasadiklari zorluklari yakindan gorme firsatina sahip birisi olarak hayat mucadelesinde gosterdikleri dirayet karsisinda onlara karsi hep hayranlik beslemisimdir. Dusunsenize ailenizden, evinizden uzakta belirsizlige dogru acildiginiz denizde nerede, ne zaman, ne miktarda tutacaginiz veya tutamayacaginiz baligin pesinde kostugunuzu... Bu meslekteki belirsizligi gostermesi acisindan ugurlanma seklini bilmek bile yeterli "rastgele"...

Bu yazidan amacim ilkel bir meslek gibi gozuken balikcilik mesleginin aslinda ne kadar komplex, gerektirdigi caba bakimindan da ne kadar yipratici oldugunu, ne kadar kapsamli bir tecrube, teknik bilgi vede sistematik bir yonetim anlayisi gerektirdigi gibi konular uzerinde duracagim. Denizde ugrastiginiz sey insan, makina ve bunlar arasindaki iliskilerden ote; doga, makina, insan vede bunlarin birbirleriyle olan iletisimi...

Girgir balikciliginin avlanma mantigi su sekilde: Cember seklinde uzunca bir ag (yaklasik 1500 m uzunlugunda, 130 metre derinliginde) denize dokulur, sonra bu agin alti basilir (agin alt yakasinda demir halkalar vardir ve bu halkalarin icinden gecen celik tel vasitasi ile agin alti sikistirilarak kaldirilir), ag adeta bir havuz olur. Ag cekildikce bu havuz ufalir ve en son icindeki balik ufalan agda sikisir ve balik motorun icine alinir. Is anlatildigi gibi basit degil tabii, denizdeki baligin bulunmasi, agin baligi icine alacak sekilde dokulmesi, cekilmesi, baligin motora alinmasi, kasalanmasi, buzlanmasi gibi bir cok is var. Bu cesit balikciligi yapan motorlarin uzunluklari  30 metreden 55 metreye kadar degisiyor. Bugun girgir balikciligi yapacak donanima sahip 50 metre uzunlugunda bir tekne yapmak en az 1 milyon dolar tutar. Bu isi yapanlarin %50'si istanbul'da yasayan trabzon ve rizeliler, diger buyuk bir kismi dogu karadenizde.  Bu isi yapabilmek icin cocukluktan balikciliga baslanmasi gerekiyor cunku tecrube cok onemli ve bilinmesi gereken dunya kadar is var. Aslinda Turkiye'de balikcilik teknigi ve teknelerin yapisi gelisen teknolojiye paralel olarak vede karadeniz insanin pratik zekasinin getirdigi avantajlarla cok hizli ilerlemis, birde devletin bu alana hic mudahalesi olmamasi da onemli bir etken. 20 yil once 20 metre teknelerle yapilan isi simdi 50 metrelik teknelerle yapiyorlar. bu tur teknelerde en az 20 tane tayfa bulunmasi gerekir. Tayfalar genelde ordu, samsun gibi illerden gelir.  Trabzon ve Rizeliler genelde emir altina girecek tipte insanlar olmadiklari icin bu illerden hic tayfa gelmez. Tayfalarin kazanc sistemi ise cok ilginc. Tayfalar motorun yaptigi kara orantili olarak kazaniyorlar. Satilan baliktan masraflar (mazot, kumanya) cikariliyor ve geriye kalan kar tayfalar ve motor sahipleri arasinda paylastiriliyor. Bu tur kazanc sisteminden dolayi asgari ucret, standard maas gibi kavramlar yok. Kar zarar sistemi gibi bir sistem. Kazanc degiskenliginin cok oldugu bu meslekte sabit ucretle bu isin yapilmasinin imkansiz oldugunu goren balikcilar bu tur bir sistem gelistirmisler. Motorun sahibi kar ettigi kadar tayfa kar eder. aslinda bu motordaki sosyal dengenin saglanmasi acisindan da onemli bir etken. Her ne kadar belirsizligin hakim oldugu bir meslek olsada balik tutuldugu donemlerde calistigi kadar kazanacagini bilen tayfa fazla calismaktan cekinmez veya calismaktan kacmaz. Ekonomik acidan volatilitenin maksimum seviyelerde oynadigi gunumuz Turkiyesi'nde de zero-sum game mantigindan yani birinin kar ettigi kadar digerinin zarar ettigi bir mantaliteye alternatif olabilecek turden bir anlayis.

Balikci motorlarinda anlatmadan gecilmeyecek olan bir yer var oda kamara. Gunun her saatinde muhabbetin hic eksik olmadigi, caylarin bardaklardan hic bosalmadigi ve sigaranin her an tuttugu bir ortam. Tayfalar cektikleri sikintili hayatin yükünü bir nebze azaltmak icin gelecekleri adina hayaller kurar, umitleri ile yasarlar. Butun bunlarin gerceklesmeside nerede, ne zaman ve ne miktarda tutulacagi belli olmayan baliga baglidir. Etrafinizda dalgalarin kirip gecirdigi, denizin ortasinda yapayalniz balik aramakla gecirilen saatlerde kamaradan baska ne paklar ki insani.

Girgir balikciliginda kullanilan donanim ve aletlerin detayina girersek, en tepedeki kaptan kulesinde su ustu radarindan, dikey radarina (echo sounder), sonarina, istanbuldan rusya ile netlikle konusabileceginiz SSP telsizine, GPS (global positioning system) harita sistemine, otomatik plotuna, gyro pusulasina, normal-kara deniz telsizine, koca tekneyi kalem kadar bir cubukla manevra ettirebileceginiz hidrolik dumenine, denizin dibindeki degisik akintilarin hizlarini, vektorel olarak yonlerini veren akinti cihazina (current indicator), hava durumu icin barometresine kadar bircok cihaz vardir. Su ustu radari denizin uzerinde yuzen gemi, kus, sandal her seyi gosteren bir cihazdir. Balikcilar bu cihaz sayesinde sisli havalarda bile aglarini rahatca denize dokup, denizin ustunde 20 cm kadar yukseklik  yapan agin mantarlarini bu cihazlarla kontrol ederler. Fiyati gosterdigi uzakliga bagli olarak degisiyor(~5000$). Genelde 50, 60 deniz mili seviyelerine kadar gosterir. Dikey radar teknenin altindan gecen veya teknenin ustunden gectigi baliklari gosteren bir radardir. herhangi bir balikci teknesinden en 2 tane bulunur (fiyati ~7000$). Motorun altinda bu radarin aynalari bulunur, bu aynalardan gonderilen degisik frekanstaki ses sinyalleri ile denizin dibi ile motorun arasinda kalan cisimler ekranda degisik renk tonlarinda belirir. Ekranda beliren degisik renklerdeki cisimlerden hangisinin balik, hangisinin parazit, hangisinin kaya vb. oldugunu anlamak reis icin cok kolaydir. Aslinda tum bu cihazlar silah cikti mertlik bozuldu hesabi bircok adeti, aliskanligi alt ust etmis. Eskiden kus sicti mola, oynak takibi, suyuna gore balik tutma teknikleri gibi gozlemlerin agirligi azalmis yerine bu teknik aletleri kullanma kabiliyetine bagli olan bir balikcilik gelmis. SSP telsizi cok ozel bir telsiz. Rusyada batan turk balikci tekneleriyle istanbuldaki balikcilar bu telsizler vasitasiyla an ben an net bir sekilde konusuyorlardi. GPS sistemi teknenin koordinatlarini gosteren vede bagli oldugu monitorde harita seklinde teknenin izledigi yolu, hizi gosterir. Bu sistemle ayrica belli onemli buldugunuz koordinatlara degisik isaretler koyabilirsiniz. Mesela agini belli bir yerde yirtan balikci o yerde bir daha ag atmamak icin o koordinata GPS vasitasiyla bir isaret koyar hatta yorum bile yazabilir.

 Otomatik plot, GPS sistemi vede su ustu radari birbirine baglanabiliyor ve bu sistemle istediginiz rotada yolculuk yapabiliyorsunuz. Onunuze tekne ciktigi durumlarda ayarlariniza gore alarm caliyor ve otomatik olarak rotadan saptirabiliyorsunuz tekneyi. Aletlerin en ilginc olani ise sonardir. Sonar motorun cevresinde belli uzakliktaki bir daire alaninda balik olup olmadigini gosterir. Sonar calistigi zaman teknenin altindan 1.5 metrelik dom dedikleri sey cikar. En pahali cihaz bu sonarlar. 2000 m uzaklikta calisan sonarin fiyati 80,000 $. Bazi motorlarda bu cihazdan 2,3 tane var. Bu cihazlar balikciligi bitiriyor diye cok tartismalar yasandi, ilk olarak Ozal zamaninda 80’li yillarda ulkeye girdi bu cihazlar. Sahsi fikrim balikciligi filan kurutmuyor sonarlar. Denizlerimize sahip ciksak, akilli bir bicimde avlansak bu denizlerde balik kolay kolay bitmez. Biz sanayi atiklarimizi, kati coplerimizi Karadenize bosaltmaya devam edersek, gemilerin pis yaglarini Karadenize bosaltmasina mudahale etmezsek, tuna nehrinden devamli olarak zehirli maddelerin akmasina bir son vermezsek cevre alanlar icinde balikcilik acisindan en verimli deniz olan Karadeniz kat kat daha buyuk zararlar gorur ve gormektedir. Sonarlar gyro pusulaya vede akinti cihazina baglanip beraber calisabiliyorlar. Sonar ile balik takibi ise tam bilgisayar oyunu gibi bir sey. Baligi ekrandan hic kaybetmemeye calisirken ayni zamanda motorun baliga gore olan pozisyonunu ayarlamaya calisiyorsunuz, ayni anda tayfalar hazir ol pozisyonuna geciyorlar ve pesinden baligi pozisyonlayabildiyseniz mola (agin denize dokulmesi). Derinligini degistirmeyen balik alaylarini ekrana kitleyip takip de edebiliyorsunuz ama bu teknigi kullanabilen fazla kisi yok. Su an balikcilar icin sorunlardan bir tanesi de bu, ozellikle sonar ayarlari vede sonari etkili bir sekilde kullanmak cok onemli, baliga ciktigim zamanlarda bu cihazin kitaplarini okuyup, deneme yanilma yontemleri ile tuslarin ne ise yaradigini ogrenen reislerle cok tartismisimdir. Aslinda onlarada hak vermek lazim, bilmeleri gereken o kadar is varki hepsine hakim olmak zor oluyor tabii. Reis teknenin makine aksamindan, aglarina, tayfalarin yonetiminden, kuledeki cihazlara, borcun da harcina her sey ile ilgilenmek zorunda.

Kaptan kulesinden asagiya dogru inersek teknenin 2. katinda ki balik pompasi (fish pump) goze carpar. Balik pompasi ag cekilmesinin sonuna dogru agin icinde sikismis baligi deniz anasi, amcola gibi seylerden arindirarak baligi teknenin icine, digerlerini de denize bosaltan hidrolik bir pompa. Teknenin guvertesinde irgat teskilati vardir, denize atilan agin altinin basilmasi icin kullanilan celik tel bu irgatlar vasitasiyla cekiliyor. Ag denize atildiktan sonra yapilan ilk is agin altinin basilmasidir. Boylece ag kapali bir havuz olur vede baliklar icin kacak acik bir yer kalmaz. Teknenin kic ustune dogru gittigimizde uzun bomba direkleri goruruz. Bunlar agin alti basildiktan sonra agin tekrar teknenin icine alinmasi icin kullanilir, direklerin en tepesinde hidrolik makaralar vardir, bu makaralar sayesinde ag kolay bir sekilde teknenin icine istfili bir sekilde alinir. Agin cekilmesi bittikce teknedeki herkesin heyecani iyice artar. Herkesin gozu agin icine bakar. Hele isin en sonunda baligin en sikistigi anda tayfalarin aga asilisi ayri bir heyecan. Hepsi ayni anda cizmeli, musambali halleriyle “hoy hooy hooooop” diye asilirlar aga hep beraber. Bundan sonra yasanan en guzel an ise baligin guverteye bosaldigi andir. Sonrasinda baliklar ayaklanip, buzhaneye soklanmaya giderler. Isler her zaman burada yazdigim gibi yolunda gitmiyor tabii. Karsilasilabilecek envai cesit problem var. Ag eliskana verilir (agin denizin dibinde yirtilmasi durumu), celik tel sarik yapar (telin duz bir sekilde degilde karisik bir halde gelmesi), agin altini basarken tel kopar, baligi tam guverteye alacaksiniz agirliktan ag patlar, kayis atar, herhangi bir pompa bozulur...Gezme maksadiyla gittigim balikcilikda gecenin korunde, karadenizin ve dalgalarin ortasinda motorda calisanlarin yasadiklari zorluklari gormeye dayanamayip kafami yastiga vurdugum cok olmustur...

ve en ufak bir aksaklik cok buyuk maliyetlere neden olur. Bunun anlasilmasi icin basimdan gecen cok ilginc bir olayi aktarmak istiyorum. 3 sene once amcamla birlikte canakkale’de balikdayiz (Balik avlanma surecine verilen ad), sabaha dogru gunes daha dogmamis ve aniden sonarda cok buyuk bir balik kutlesi ile karsilasiyoruz, tam mola yapacagiz (agi denize dokmek), karsimizdan sancak iskele isiklarindan (bordo fenerleri diye anilirlar teknelerin saginda yani sancaginda yesil isik, solunda yani iskele tarafinda da sol isik bulunur boylelikle gece yolculuklarinda tekneler taninir) koca bir gemi geldigini fark ediyoruz, geminin gecmesini bekliyoruz ve balik hala ekranda, sabahin o vaktinde genelde baliklar fazla hareket etmezler, balik kolyos baligi ve en az 5000 kasalik bir balik. Amcamin dedigine gore bir balikciya omrunde birkac kere denk gelir bu buyuklukte balik alayi, hemde balikcilik sezonunun tam basinda, sezona moralle baslamak icin tam firsat. Gemi geciyor ve biz mola diyerek agi dokmeye basliyoruz, 200 metre uzunlugunda agi doktukten sonra arkadan bir ses yankilaniyor tel akmiyor diye. Hemen motor duruyor ve agi dokemiyoruz, agi geri cekmek zorunda kaliyoruz ve o baligi kaciriyoruz. Isin sonunda telin akmamasinin sebebinin acemi olan genc bir tayfanin bir demir cubugunu halkasina takmayi unutmus oldugunu ogreniyoruz. Amcam birkac hafta kendine gelemiyor cunku bizim kacirdigimiz o baligi baska bir balikci tutuyor ve bugunun parasi ile 50 milyarlik bir balik satiyor o balikci. O genc cocukta bayagi bir bunalim yasadi, kimse ona kizmadi ise de psikolojik olarak bu onunicin agir bir yuktu. Bu tur bir hata kimin aklina gelir, veya bu tur bir hatanin nelere mal olacagi...

Teknenin makine dairesine de bir bakarsak genelde 500 beygirden 1000 beygire kadar cift makineli veya 3 makineli olur bahsettigim balikci tekneleri. Bunlarin yaninda 2,3 tane jenerator makinalar vardir. Teknelerde irgat ve ag cekmede kullanilan aletler genelde hep hidroliktir. Makine dairesinden jeneratorlere bagli olan pompalarin yagi devir daim etmesi ile motordaki hidrolik sistemler calisir. Makine dairesinden alttan guverteye dogru yoneldigimizde ambarlarla vede buzhane ile karsilasiriz. Baligin taze bir sekilde disariya katarilmasi icin balik tutulur tutulmaz buzhanede soklanir ve taze olarak orada saklanir. Ambarlardan oteye gittigimizde tayfalarin yatakhanesi, uste kamara, yaninda mutfak.....

Bu anlattigim ve daha bircok anlatamadigim motorun donanim sistemi teknik, elektronik aletlerin disinda bircok sey balikcilar tarafindan dizayn edilmistir. Agin yapisindan, motorun sekline kadar her sey balikcilarin direk olarak talebi ile olustugu icin, balikcilar bence ayni zamanda sistem tasarimcisilardir. Bugun muhendisleri yoplasak 1 yil calisma yapsalar is, zaman etudu, verimliligi artirmak adina, cok fazla yapacaklari bir sey yoktur cunku onlar adina bunu balikcilar yillar boyu yapmislar ve halen de yapmaktalar. Belki yaptiklari bircok sey deneme yanilma, ama o bile bir metotdur ve getirdigi, ulastirdig sonuca gore yorumlasak belki en etkili metot olur... 

Girgir balikciligi ile genelde lufer, palamut, cinekop (luferin ufagi), istavrit, hamsi, orkinos, sardalya,kolyos gibi baliklar tutulur. Bu baliklarin boyutlari farkli farkli olduklari icin balikcilar 3 tip ag kullanirlar. Hamsi agi, Canavar agi, orkinos agi. Bu aglar goz buyuklugune gore farklilik gosteren aglar. Hamsi agi en ufak gozlu olani, ve en pahali olani. Bu arada hamsi baligi Turkiye’nin en bereketli olan vede ayrica en endustriyel olan balikdir. Hamsi yumurtalari denizin dibinde degilde denizin ortasinda yuzerler bu yuzden dibte diger baliklara yem olma durumu olmaz ve boylelikle cok cogalirlar. Bunun yani sira hamsi baligindan balik unu yapilmaktadir. Balik unu ise yem sanayinde bolca kullanilmaktadir. Su an balikcilik yapip ayni zamanda balik unu fabrikasi kuran balikcilar var, bir nevi tekstildeki entegre tesisler gibi. 

Balikciliktaki organizasyon sekli ise soyledir, en ustte reis onun altinda tayfalarin koordinatoru diyebilecegimiz koca reis, sonrasinda yaptiklari ise gore botcu (buyuk motorlarin arklarinda cekili olan ufak tekneler.), mantarci (ag cekilirken mantari istif eden), hamlaci(ag cekilirken agin dib tarafindaki agirlik yapan kursunlari istif eden), makinist, torcu (agin mantar yaka ile kursun arasinda kalan ag kismini istif eden), telci, guverte de calisanlar,asci... diye tayfalar ayrilirlar. Reis’in tayfaya karsi tutumu cok onemlidir. Dogaya karsi mucadelenin zorlugunun getirdigi asabiyet sonucu bazi reisler tayfalara karsi cok asagilayici oluyorlar. Tayfalar da son yillarda motorlardan kacmaya baslamislardir. Ozellikle balik sezonu kotu basladiysa, bu kacis olaylarina sikca rastlanmaktadir. Tayfalar sezon basinda platka denilen pesin para alirlar. Bunun hakkini bile odemeden gerceklesen bazi kacis olaylari balikcilari cok zor durumda birakmaktadir.

Bir reis icin motoru tum donanimiyla idare etmekten ote tayfalari da cok iyi bir sekilde idare etme zorunlulugu vardir. Onlarda kendine karsi guven olusturmali vede morallerini daima yuksek tutmaya itina gostermeli. Ozellikle her motorun tayfasinin birbirinden vede tuttugu balikdan haberdar olma gibi bir durum ile karsi karsiya oldugunuz icin eger siz az balik tutmussaniz reis olarak bunun makul aciklamalari tayfalara kapali bir sekilde vermek zorundasiniz. Aslinda denizde hersey nasip kismettir, emsaliniz motorlarla ayni yerlerde avlanirsiniz, ayni imkanlariniz vardir ama tuttugunuz balik cok farkli olabilir. Bunun icinde cok ilginc bir ornek vermek istiyorum. Turkiye’nin Romanya sinirina en yakin yer Kirklareli’ne bagli Igneada‘da balikcilik yaptigimiz gunlerin birinde, yine sabahleyin erkenden tum balikci motorlari limandan cikiyoruz, biz en ondeyiz, radarda yuklu bir balik tespit ediyoruz ve hemen ag atiyoruz, tum motorlar de pesimizden ag atiyorlar. Hemen 50 metre yanimiza da baska bir balikci motoru ag atiyor. Telsizlerden konusuluyor hemen hemen herkes radarinda ayni seyleri gormus. Biz agi cektik icinden 1000 tane filan lufer baligi cikti. Yanimizdaki motor agini tam bitirmemesine ragmen aginin luferlerle dolu oldugunu goruyoruz ve o moladan o motor tam 50,000 civarinda lufer baligi avliyor. Bugunun parasiyla 150 milyarlik bir paraya o baligi satiyor. Gelinde buna nasip kismet demeyin... Bunun gibi daha bir suru ornek gosterilebilinir.

Reislerin babadan ogula gecen balikcilikta kullanilmasi zaruri olan bir takim bilgileri vardir. Bugun bu anlattigim balikciligi yapan tum reislerin hafizasinda tum karadeniz sahilleri, istanbul bogazi, marmara sahillerinden canakkale’ye kadar denizin dibinin haritasi vardir. Bu haritanin cizili bir hali yoktur, ama hafizalarinda nerde kaya, tas, batik gemi, kepezlik, kum hepsinin yeri dogal koordinatlari ile mevcuttur. Bu dogal koordinat aslinda eski balikci reisleri icin daha gecerli bir kavram. İki cizginin kesistigi noktanin yerinin sabit oldugunu bilen balikcilar kendilerine isaretlerle kafalarina belli yerlerin dogal koordinatlarini yazmislardir. Mesela atiyorum kilyosun kumu ile rivadaki minarenin hizasindayken liman agzi ve esek adasi da ayni hizaya geliyorsa orasi su kayaliktir gibi kafalarina onlarca isaret koymuslardir. Bu dogal koordinatlar o kadar sasmaz ki mesela unlu trolculardan olan dedem 30 metre arasi olan iki kayanin arasindan bu dogal isaretleri vasitasiyla trol kapaklarini gecirebiliyormus. Deniz alti bilgilerinden ote denizin ustune dair, hava sartlarina dair, ayin durumuna dair de bircok bilgiler mevcuttur balikcilarin kafalarinda, adeta doga bilimcisi gibi dusunen insanlar. Baliklar genelde alaylar halinde gezerler. Tutulan baliklara ve miktarlarina gore reisler kendi aralarinda baliklarin ne tarafa dogru yoneldiklerini, ne zaman ve nerede tutulabileceklerine dair cok yogun tartismalar yaparlar. Kafalarinda ne bir istatistiki model vardir ne markov chain gibi olasilik hesap modelleri. Balik bugun zonguldak’da tutulduysa iki gun sonra sile’de tutulma olasiligi sudur diye bir hesap yapmazlar ama onlarin saf tecrubeleri ile yaptiklari hesaplarin bahsi gecen modellerden cok daha fazla tutarli olacagini dusunuyorum.

Balikcilikda doga kanunlarina karsi is yaptiginiz icin vede beser gucunu asan bir kuvvetle karsi karsiya oldugunuz icin, balikcilar arasindaki birlik ve beraberlik cok gucludur. Disaridaki dunyada beserin kendi elleriyle koyduklari kurallar ile birbirini yemekle ugrasmaz balikcilar.  Herhangi bir zaman herhangi bir motor zor duruma dustugu an hemen bir digeri ona yardima kosar, kendi ekmegi pesinde kosmaktansa yardimi tercih eder. Yalniz kendinizi dusunmeye basladiginiz anda potansiyel anlamda itibarinizdan ote cok sey kaybetmeye baslamissinizdir denizcilikte. Bir motorun baska bir balikci motorunun aleyhine hareket etmesi diye bir sey cok az olur, cunku sistem bu tur kacamaklara izin vermeyecek sekilde ayarlanmis. Halbuki Turkiye’de yasanan vahsi kapitalism gibi herkesin ayni baligi tutmaya calistigi hengamda balikcilarin karsilikli yardimlasma icinde olmalari pek de mantikli gibi gozukmuyor ilk basta.Son olarak da balikci reislerindeki karar mekanizmalarina dair bir kac soz ederek daha uzerinde cok konusulacak olan balikciliga dair yazimi bitirmek istiyorum. Haberlesmenin dunyadaki onemi ve yeri aynen balikcilik icin de gecerli. Bu sebebten dolayi balikcilarda her turlu haberlesme cihazi, hatta bazi balikcilarda bu haberlesme cihazlarini dinleme cihazlari bile mevcuttur (cep telefonunun olmadigi zamanlarda mobil telefonlari dinleyen aletlerle baska balikcilari dinleyen balikcilar vardi, bu is cok vaveyla kopardi...). baligin nerede cikacagi hic belli olmadigindan baligin ilk ciktigi yerden haberdar olmak, ne miktarlarda ciktigini bilmek, bunun uzuerindeki yorumlari takip edebilmek gibi bircok sebebten dolayi haberlesme cok onemlidir. Balikcinin aldigi bir haberi degerlendirip, motoru yonlendirmesi aslinda en cok balikcinin karakterine bakar, gezmeyi seven bir balikci, mazot yakmayi cok fazla dusunmeyen birisidir ve aldigi haberlere karsi hassasiyeti mazot yakmaktan kacinan, fazla dolasmaktansa belli yerlerde mevzilenip orda baligin kendine gelmesini bekleyen bir balikci karakterine gore daha fazladir. Ama sonucta ne olursa olsun belli bir risk – getiri anlayisi ve buna bagli olarak her balikcinin kendine gore olusturdugu fayda egrisine gore bir karar alma durumu vardir. Bu her ne kadar matematiksel bir temelden ote, hissi bir temele dayansada sonucta ikiside birbirine paralellik arz ettigi bir sekilde balikci kararini verir... Yine bence bu tur islerde hissi ve sezgisel davranmak baska her turlu metotun ustunde gelir. Cunku karsinizda sizin iradenizden bagimsiz bir sekilde mevcudiyetini surduren bir doga var.........

 

Her ne kadar yazilacak daha cok sey olsada....

 

Saygilarimla,

 

Haluk Bayraktar

IE 2000

 

HomeBalik | mail | resim